Tokatspor 0
İskenderun D.Ç. 2



-------------------
ALES başvuruları başlamıştır ilgilenenlere duyrulur..


EVLİYA ÇELEBİ;

Bu havası hoş şehrin dört tarafında, bahçe ve bostanlar içinde sular akar. Bu bahçelerde bülbüllerin ötüşü, insan ruhuna sefa verir. Meyveleri lezzetli ve lâtif olup, her tarafa hediye olarak gönderilir. Her bağında birer köşk, havuz, fıskiye ve çeşitli meyveler bulunur. Halkı zevk ehlidir. Gariplerle dostturlar; kin tutmaz, hile bilmez, deryadil, haluk, selim ve halim insanlardır. Herkese iyi zanda bulunurlar. İyi geçinirler, hayırlı yapılar yaptırmaya hevesleri çoktur. Camii, saray, köşk ve imaretleri o kadar güzel ve metin olur ki, buralara girenler hayran olurlar. Şehir genişlik ve çok ucuzluk bir yer olup dünya yüzünde eşi yok gibidir. Yılın her zamanında halkının nimetleri boldur. Hacı Bektaş Veli'nin hayırlı ve bereketli duaları ile bu eski tarihi şehir,"ÂLİMLER KONAĞI, FAZILLAR YURDU ve ŞAİRLER YATAĞIDIR..."
Seyahatname
(Cilt: 5 Sahife: 69–70)


TOKATIN TARİHİ


M.Ö. 4000 yıllarından başlayarak 14 devlet ve birçok beyliğin yaşadığı ve egemen olduğu Tokat; geniş ve sulak vadilerle bunlar arasındaki geçitlerden oluşan bereketli alanların orta yerinde bulunmaktadır.

Kalkotik ve ilk tunç çağlarından sonra Büyük Hitit Devletinin doğu federasyonlarına bağlı birçok kentin, Yeşilırmak'ın kolları Kelkit, Tozanlı ve Çekerek kolu vadileri boyunca kurulması ile başlayan, Pers ve Pontus döneminde doruğa ulaşan derebeylik dönemi, Tokat, Niksar, Zile ve Turhal'da en tipik ve güçlü şeklini almıştır.

İlimiz toprakları üzerinde kurulan Hitit ve Frig yerleşim alanları, M.Ö. 2500 – 4000 yılları arasında, yüksek düzeyde sanat ve kültür yaşamına ulaşmıştır. İç Anadolu yaylalarını aşamayan İon Kültürünün M.Ö. 6. yüzyıldan itibaren, Kolonileri ile birlikte, Karadeniz'den Polemonion ( Ünye) ve Amisos (Samsun ) yolu ile Komana ya ( Tokat ) gelmiş, güneydeki geleneksel "Kapadokya " ve doğudan gelen Pers kültürü ile kaynaşmıştır.

Daha sonra uzun bir dönem içerisinde Roma ve Bizans Egemenliği altına giren Tokat, Danişmend ve Selçuklu Türklerinin siyasi üstünlükleriyle birlikte Maveraünnehir'den gelen Türk İslâm kültürü ile tanışmıştır. 900 yıldan beri de Türk Egemenliği altındadır.

Selçuklular zamanında Anadolu'nun 6. büyük kenti olan Tokat, 12. yüzyılda Bizans ve Haçlı orduları, 1243 yılından itibaren de Moğol baskısı altında olmasına rağmen İlhanlı egemenliği sonuna kadar gelişmesini sürdürmüş, antik dönemlerde olduğu gibi ekonomi ve ticareti gelişmiş, doğu batı yönündeki büyük ticaret kervanlarının konakladığı hanlar, kervansaraylar ile düzenli yol ve köprüler inşa edilmiştir.

Selçuklu Türklerinin Anadolu'da yarattığı, özü güzellik ve sabır olan bu uygarlığın kültür, sanat, mimarlık, bayındırlık eserleri ile Tokat'ta hemen yüz yüze gelinir. Moğolların yaptığı büyük tahribatın ardından 14. yüzyıl sonunda Osmanlı egemenliğine giren Tokat, yükselme döneminde bölgenin tarım ve sanayi merkezlerinden biri olmuştur.

Evliya Çelebi'nin uzun uzun anlattığı gibi "Tokat'ın bağ. bahçe ve ovaları Osmanlı Ordularının konaklama ve gıda ambarı olmuş, bakırcılık, ipekçilik, pamuklu dokuma ile çeşitli sanayi ve el sanatları gelişmiş, iş hanları ve çarşıları Bağdat, Bursa ve Halep'tekiler ile kıyaslanır olmuştur." ifadeleri bunun kanıtıdır.

17. yüzyılın bitimi ile beraber gerileyen imparatorluk döneminde, Tokat olumsuz etkilenmiş, gelişme ve canlılığını yitirmiştir. Osmanlı Devleti'nin gelişme devrinde önemini yitiren ve pek çok ekonomik sorunlarla karşılaşan Tokat, hiçbir gelişme gösterememiş, 1863'ten sonra Sivas'a bağlı bucak, 187S'de mutasarrıflık (sancak beyliği) 1920'de müstakil liva ve nihayet Cumhuriyetin ilanı ile beraber il olmuştur.

ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞINDA TOKAT'IN YERİ


Ulusal Kurtuluş Savaşımızda Tokat'ın önemli bir yen vardır. 16 Mayıs 1919 da Samsun'a hareket eden Bandırma Vapuru'nda Atatürk'ün yanında bulunan 18 kişiden birisi. Tokat'ın yerli eşraflarından Karargah komutanı Mustafa Vasfı Süsoy'dur.

Yeni bir Türkiye'nin tohumlarının atıldığı 26 Haziran 1919 günü, Amasya'dan Tokat'a hareket edildiğinde, Tokat girişinde Mustafa Kemal'i 20 kadar askeriyle bir binbaşı karşılar, Mustafa Kemal " Acaba bu binbaşı beni tevkif etmek için mi burada" düşünceleri içerisindeyken Binbaşının :" Paşam I Hoş geldiniz. Ben Askerlik Şubesi Reisi. 19 nefer, 1 çavuş ve 2 izinli ile emrindeyiz. " sözleri Mustafa Kemal'in kurtuluş aşkını, bir coşkuya dönüştürür.

Düşman kuvvetlerinin Anadolu'yu işgalleri sırasında Tokat halkı da kurdukları örgütlerle bu işgale karşı tepkisini açıkça ortaya koymuştur. 15 MAYIS 1919'da Yunanlıların İzmir'i işgal etmeleri üzerine, Tokat ve ilçelerinde kurulan Redd-ı İlhak Cemıyetierl'nin girişimiyle 20 HAZİRAN 1919'da Niksar'da bir mitingi düzenlenir. Niksar halkı miting sonunda alınan kararları Redd-i İlhak Cemiyeti Başkanı Mahir Bey ımzastyia İtilaf Devletleri temsilcilerine ve A.B.D. Cumhurbaşkanı VVilson'a gönderir. Bu kararda " Biz Türk olan her vatan parçasının Türk kalmasını istiyoruz. Sız de buna söz verdiniz. Şimdi ise sözünüzde durmadığınızı görüyoruz. Anadolu'ya uzatılacak bir tecavüz, bizi öldürmek için atılacak bir adımdır, insaniyet ve adalet namına suikasttan vazgeçiniz.,, denmektedir.

Büyük Önder Atatürk 26 HAZİRAN 1919 dışında, ilimizi 5 defa daha ziyaret etmişlerdir.

TOKAT MÜZESİ


Arkeolojik, etnografik eserlerle sikkelerin sergilendiği müzemiz karma müzeler grubundadır. Yapı olarak 13. Yüzyılının ikinci yarısında bir Anadolu Selçuklu Dönemi eseridir. Açık avlulu, iki katlı, iki eyvanlıdır. Avlu, üç taraftan revaklarla çevrili olup, revaklar zemin katta devşirme sütunlar, üst katta dörtgen ayaklar taşımaktadır. Sütun başlıkları da devşirmedir. Doğu cephedeki taç kapı, yukarı ve dışa taşıntılıdır.

Cephenin 1/3’ünü kaplamaktadır ki, döneminin tipik özelliğidir. Bitkisel ve geometrik kademeli bordürlerle çevrili taç kapının mukarnas kavsalası üzerinde iki yanda pencere yer almaktadır. Bu durumuyla Anadolu Selçuklu mimarisinde özel yere sahiptir. Kitabe yeri boş bırakılmıştır.

Avluya bakan cepheleri gök mavisi ve patlıcan moru renklerden oluşan geometrik, bitkisel ve yazı (hat) karakterli süslemeye sahiptir. Gökmedrese ismini de gök mavisi renkli çinilerden almaktadır. Tıp eğitiminin verildiği yapı “Pervane Darüşşifası” olarak da bilinmektedir. Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yapılış amacına uygun olarak yıllarca sağlık hizmetinde kullanılmıştır.

1926 yılından itibaren H. Turgut CİNLİOĞLU’nun çevreden topladığı eserlerle depo müze olarak kuruluşuna başlanan müzemiz, 1974 yılına kadar sınırlı teşhir odalarıyla hizmet vermiş olup, 1974–1982 yılları arasında yapılan onarım ve çağdaş teşhir-tanzim anlayışıyla modern müzecilik faaliyetini sürdürmektedir.

Alt (zemin) ve üst kattaki odalarda eserler kronolojik tasnif göz önüne alınarak teşhir edilmektedir. M.Ö. 3000 yılı Eski Tunç Çağı’ndan itibaren, Hitit, Frig, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin eserleri sergilenmektedir. Kazı çalışmaları tamamlanan Maşat Höyük buluntuları ile Müze Müdürlüğü’nce yapılan kurtarma kazıları sonucu ele geçen eserler teşhirin ağırlıklı bölümünü oluşturmaktadır.

Girişin sağındaki İlk Tunç Çağı eserleri, takip eden odalarda Hitit; Frig (Demir Çağı) dönemi eserleri, kilise eşyaları sergilenmektedir. Müzenin bu bölümünün kubbeyle örtülü ve daha geniş tutulmuş mekanı olan son odasında ise Osmanlı dönemine ait Dini eserler ve yazı takımları teşhir edilmektedir.

Baş eyvanın kuzeyindeki mekân, medreseyi yaptıran Pervane Muiniddin Süleyman’ın aile mezarlığı olup, halk arasında “Kırkkızlar Türbesi” olarak bilinmektedir. Efsane değerinde başka kimliklerde yüklenen yirmi sandukalı mezar odası müze teşhirine tabii bir zenginlik katmaktadır.

Eyvanın güneyindeki mihrap nişli geniş mekânda ise (mescit) halılar, kilimler ve heybeler sergilenmektedir.

Mescitten sonra sırasıyla; bölgemizin geleneksel erkek giysileri, kadın giysileri, takılar, aydınlatma araçları, hamam eşyaları gibi etnografik karakterli eserler sergilenmektedir. Takip eden odalarda; ev dokuma tezgahı, el baskısı yazma örnekleri ve kalıpları, 19. yüzyıla ait barut kapları ile son odada bakırcılık zanaatının ürünleri olan bakır kaplar ve kapı tokmakları teşhir edilmektedir.

Üst katın bir bölümü idari hizmetler için kullanılmakta olup, güney revaka açılan odalarda sırasıyla; sikke ve altın süs eşyaları, Ulutepe kurtarma kazısı buluntuları, Roma dönemine ait pişmiş toprak, metal ve cam eserler ile son odada Bizans çağı eserleri sergilenmektedir.

Müzemiz avlusunda girişin bulunduğu ön bahçede ve kuzey bitişiğimdeki Anadolu Selçuklu Dönemi yapı temellerinin bulunduğu alanda, Helenistik, Roma, Bizans, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait taş eserler teşhir edilmektedir.

LATİFOĞLU KONAĞI


Tokat’ın Gazi Osman Paşa Bulvarı üzerinde bulunan Latifoğlu Konağı planı ve süslemeleriyle 19. yy. ev mimarisinin özelliklerini taşımaktadır.

Konak “L” şeklinde bir plan üzerine iki katlı olarak ve ahşap karkas arası kerpiç dolgu malzeme kullanılarak inşa edilmiştir. Alaturka kiremit kaplı kırma çatı ile örtülüdür. Taş döşeli avluda bir havuz bulunmaktadır.

Türk evinin ana esaslarına ve kalabalık aile düzenine uygun olarak, ancak daha serbest bir plan anlayışı ile yapılan konağın odaları “L” şeklinde bir sofanın etrafında yer almaktadır.

Zemin kattaki tek kubbeli hamam, yapının dışına çıkma yapmaktadır. Kare planlı, dikdörtgen formlu taşlarla döşeli bu Türk Hamamı alttan ısıtılmaktadır. Burası küçük bir soğukluk-soyunmalık kısmına açılmaktadır. Yine bu bölümde ocaklı bir oturma odası-hamam odası bulunmaktadır.

Günlük işlerin yapıldığı, aynı zamanda mutfak olarak da kullanılan aşevi-işevi ile idare olarak kullanılan bölümde bu katta yer almaktadır.

Sofa, günümüzde danışma ve hatıra eşya satış yeri olarak düzenlenmiştir.

Üst katta; selamlık-paşa odası, harem-havuz başı odası, yatak odası ve bir depo odası mevcuttur. Sofada dört bölümlü bir vitrinde takılar, silahlar, porselen eşya ve elişleri teşhir edilmektedir.

Latifoğlu Konağı ahşap, kalesi ve alçı süslemeleriyle zengin bir görünüme sahiptir.

Paşa odası ahşap işçiliğin en güzel örneklerini sunmaktadır. Dıştan kare, içten dairesel bir form içindeki barok tavan göbeğinde ahşap, dantel gibi işlenmiştir. Dolap ve yüklük kapaklarında, kapılarda ahşap oymalar mevcuttur.

Havuz başı odasının duvarları kalemisi panolar halinde çiçek motifleri ve İstanbul Manzarası tasvirleri ile bezelidir. Tavan yaldız boyalı bitkisel motifler ve ahşap oymalarla süslenmiştir.

Hamam odasının kapısı, tavanı, yüklük ve dolap kapaklarında yine bitkisel motifli ahşap işçilik dikkati çekmektedir.

Alçı işçiliğinin güzel örneklerini ocak davlumbazları ile tepe pencerelerinde görmek mümkündür. Paşa odasının ocak  davlumbazındaki plastik akantus yaprakları batı etkisini, havuz başı odasındaki ocağın kabartma alçı üzerine boya ile yapılmış karanfil, lale gibi çiçek motifleri klasik üslubun özelliklerini yansıtmaktadır. Tepe pencerelerinde alçılı vitray görülmektedir ve bunlarda kullanılan “Mühr-ü Süleyman” Türk süsleme sanatında sevilen motiflerden biridir.

Latifoğlu Konağı geçmişteki fonksiyonlarına göre yörenin eşyası ile donatılmış mankenlerle canlı ve gerçekçi bir teşhir yapılarak 1989 yılında müze-ev olarak hizmete açılmıştır.

TOKATTAKİ TARİHİ YAPILAR


CAMİLER


Bunlar Acepsır Camii Osmanlı, Gaybi Camii Osmanlı, Seyyit Necmettin Camii Osmanlı, Tatar Hacı Camii Osmanlı, Su İçmez Camii Osmanlı, Akdeğirmen Camii Osmanlı, Devegörmez Camii Osmanlı, Çekenli Hamza Bey Camii Osmanlı, Tabakhane Camii Osmanlı, Kaya Camii Osmanlı, Çay Camii Osmanlı, Malkayası Camii Osmanlı, Kadı Hasan(Düdükçü ağa) Camii Osmanlı, Genç Mehmet (Örtmeliönü) Camii Osmanlı, Mahmut Paşa Camii Osmanlı, Rüstem Çelebi Camii İlhanlı, Garipler Camii Danişmentli, Ali Paşa Camii Osmanlı, Ulu Camii Osmanlı, Hacı Behzadi Camii Osmanlı, Meydan Camii Osmanlı, Hamzabey Camii Osmanlı, Takyeciler Camii Osmanlı, Kadı Hasan Camii Osmanlı, Yolbaşı Camii Osmanlı, Horuç Camii Osmanlı, Akbelen Köyü Camii Osmanlı, Ormandibi Köyü Camii Osmanlı, Dodurga Köyü Camii Osmanlı, Zile İshak Paşa Camii Osmanlı, Zile Nasuh Paşa Ulu Camii Osmanlı, Zile Boyacı Hasan Ağa Camii Osmanlı, Zile Şeyh Ethem Çelebi Camii Osmanlı, Zile Bedesten Camii Osmanlı, Zile Molla Yahya Camii Osmanlı, Zile Kebir Camii Osmanlı, Zile Hoca Beyazıt Camii Osmanlı, Zile Elbaşoğlu Camii Osmanlı, Zile Bayramağa Camii Osmanlı Zile Alaca Mescit Camii Osmanlı, Tokat Ahmet Ağa Camii Osmanlı, Niksar Ulu Camii Danişmentli, Niksar Cin Camii Selçuklu, Niksar Alçakbel Camii Osmanlı, Çilhane Camii Osmanlı, Niksar Hoca Sultan Camii Osmanlı, Niksar Çöreği Büyük Camii İlhanlı, Niksar Keşfi Osman Camii Osmanlı, Turhal Ulu Camii Osmanlı, Turhal Kesikbaş Camii Osmanlı, Turhal Dazya(Gümüştop Köyü Ömer Paşa) Camii İlhanlı, Turhal Üzümören Camii Osmanlı, Kızlcaören Camii Osmanlı, Pazar Halil Bey Camii Osmanlı, Pazar Sinan Bey Camii Osmanlı, Çamlıbel Mescidi Selçuklu, Malum Seyit Camii Osmanlı, Erbaa Ravakbaba Camii Osmanlı, Erbaa Akça Kasabası Ömer Paşa Camii Osmanlı, Tokat Ali Paşa Mescidi Osmanlı, Tokat Alaca Mescit Selçuklu, Tokat Kundakçılar Mescidi Osmanlı, Niksar Kale Mescidi Selçuklu, Tokat Hacı Turhan Mescidi Selçuklu camileridir


DİNİ ve KÜLTÜREL YAPILAR


Tokat Kalesi Osmanlı, Mevlevihane Osmanlı, Niksar Taş Mektep Osmanlı, Sıkdişini Helâsı Osmanlı, Niksar Kale Hapishanesi Selçuklu, Erenler Kümbeti Selçuklu (İlhanlı)  


MEDRESELER


Orta Medrese(Sulu Bedesten) Osmanlı, Çukur-Yağıbasan Medresesi Danişmentli, Gökmedrese(Müze) Selçuklu, Hatuniye Medresesi Osmanlı, Niksar Yağıbasan Medresesi Danişmentli  


KÖPRÜLER


Hıdırlık Köprüsü Selçuklu, Niksar Leylekli Köprü Roma, Çilhane Köprüsü Osmanlı, Niksar Seymenler Köprüsü Osmanlı, Niksar Taşkemer Köprüsü Osmanlı, Niksar Ünye Köprüsü Osmanlı, Erbaa Kaleköy Köprüsü Osmanlı, Sulusaray Köprüsü Roma, Geyras (Godoşun) Köprüsü Osmanlı


ZAVİYELER VE TÜRBELER


Murat Sevdakar Türbesi Selçuklu, Halef Sultan Tekke ve Zaviyesi Selçuklu, Sümbülbaba Zaviyesi Selçuklu, Şeyh Meknun Açıkbaş Türbesi Selçuklu, Horozoğlu Zaviyesi Osmanlı, Niksar Kulak Tekkesi Selçuklu, Ahi Muhittin Tekke ve Zaviyesi İlhanlı, Acepşir Tekke ve Türbesi Selçuklu, Niksar Işık Tekkesi Selçuklu, Vezir Ahmet Paşa Türbesi Selçuklu, Niksar Horasan Tekkesi Osmanlı, Pir Ahmet Bey Türbesi(Horozoğlu) Osmanlı, Nurettin İbni Sentimur Türbesi İlhanlı, Sefer Paşa Türbesi Selçuklu, Kitabesiz Türbe Osmanlı, Ali Tusi Ebul Kasım Türbesi Selçuklu, Burgaç Hatun Türbesi İlhanlı, Gümenek Türbesi İlhanlı, Çamağzı Köyü Türbesi Osmanlı, Pir Mehmet Türbesi Osmanlı, Kırkkızlar Türbesi Selçuklu, Hacı Çıkrık Evliya Türbesi Selçuklu, Niksar Sunguriye Türbesi Selçuklu, Niksar Melik Gazi Türbesi Selçuklu, Erbaa Ravakbaba Türbesi Osmanlı, Turhal Ahi Yusuf Türbesi Osmanlı, Turhal Aziz Baba Türbesi Osmanlı, Niksar Yusufşah Türbesi Selçuklu, Zile Şeyh Eyük Türbesi Osmanlı, Zile Şeyh Nusrettin Türbesi Osmanlı, Turhal Seyit Komutan, Niksar Akyapı Türbesi, Ali Paşa Türbesi Osmanlı, Malum Seyyid Türbesi Osmanlı, Turhal Kesikbaş Türbesi Osmanlı, Turhal Şehit Şehabettin Türbesi Osmanlı, Zile Şeyh Ethem Türbesi Osmanlı, Mehmet Nurullah Türbesi Osmanlı


HANLAR-KERVANSARAYLAR


Taşhan(Voyvoda) Osmanlı, Paşa Hanı Osmanlı, Sul Hanı Osmanlı, Deveci Hanı - Fatih Mehmet Paşa Hanı Osmanlı, Pazar Mahperi Hatun Kervansarayı Selçuklu, Tahtoba Kervansarayı Selçuklu, Çamlıbel Kervansarayı Selçuklu  


KİLİSELER


Niksar Kale Kilisesi Selçuklu Dönemi, Tama Torgus Kilisesi Bizans Dönemi, Erbaa Kilise kalıntısı Bizans Dönemi  


HAMAMLAR


Pervane Hamamı Selçuklu, Mustafa Paşa Hamamı Osmanlı, Paşa Hamamı Osmanlı, Çamağzı Köyü Hamamı Selçuklu, Niksar Ünye Hamamı Osmanlı, Niksar Büyük Hamamı Osmanlı, Niksar Çavuş Hamamı Selçuklu, Niksar Küçükkale Hamamı Selçuklu, Niksar Kale Hamamı Selçuklu, Zile Yeni Hamam Osmanlı, Zile Çifte Hamam Osmanlı, Pazar Beyobası Hamam Selçuklu, Ali Paşa Hamamı Osmanlı, Sultan Hamamı Osmanlı, Turhal Halil Bey Hamamı Osmanlı, Zile Tekke Hamamı Osmanlı, Zile Şehir Hamamı Osmanlı,


KAYA MEZAR ANITI


Kızık Köyü Kaya Mezar Anıtı Roma, Zile Kaya Mezar Anıtı Roma, Zile Kapıkaya Mezar Anıtı Roma, Gümenek Kaya Mezar Anıtı Roma  


KONAKLAR


Latifoğlu Konağı, Yoğurtçuoğulları Konağı, Maaz Gürkan Evi, Musluoğlu Konağı


YAĞIBASAN MEDRESELERİ


Anadolu’nun ilk medreselerinden olan Niksar ve Tokat Yağıbasan Medreseleri 12. yy. ortalarında yapılmışlardır. Kapalı avlulu olan medreseler plan bakımından da birbirine çok benzemektedir. Yalnız Tokat Yağıbasan 3 eyvanlı, Niksar örneği ise 2 eyvanlıdır. Moloztaş malzemeyle yapılmışlardır. Tokat, Sulusokak mevkiindeki medresenin 1247 tarihli onarım kitabesi Müzede olup, Nizameddin Yağıbasan tarafından yaptırıldığı yazılıdır. Nizameddin Yağıbasan, Danişmendlilerin Sivas kolunun 3. hükümdarıdır.


Kazanılan bir zaferin peşinden doğduğu için babası tarafından “Düşman Basan” anlamına gelen Yağıbasan ismi verilmiştir.

Bazı kaynaklarda yapılış tarihi olarak 552/1157 tarihi verilen Niksar Yağıbasan Medresesi, Niksar Kalesi üzerindedir. Bugün oldukça harap durumdadır.


YEŞİLIRMAK KÖPRÜSÜ


Hıdırlık Köprüsü olarak da bilinen yapı, Sivas - Tokat - Niksar kervan yolu üzerinde ve Yeşilırmak’ı geçmek için Anadolu Selçukluları çağında yapılmıştır. 151 metre uzunluğunda ve 7 metre genişliğindedir. Kesme taş malzemeyle yapılmış, sivri kemerli 5 gözlüdür. Kitabe bloku, köprünün ortasına yakın yere, silmelerin çerçevelediği alan içine iki bölüm halinde konulmuştur. Yazı Selçuklu Sülüsü hattıyla yazılmıştır. Kemer ayaklarına mecra tarafından suları yönlendirmek ve hızını kesmek için üçgen biçimli kaideler yerleştirilmiş, mensap tarafına ise yarım daire biçimli dayanak yapılmıştır. Köprünün temeli 9 Mayıs 1250 yılında atılmıştır. Bu tarihlerde Anadolu Selçuklu tahtında üç kardeş birden hükümdarlık yapmaktadır. İzzettin Keykavus II, Rükneddin Kılıç Arslan IV ve Alaaddin Keykubad II. Köprüyü, Pervane Hamid yaptırmıştır. Mimarı da Fereçoğlu Mehmet’tir.


MELİK DANİŞMEND GAZİ TÜRBESİ


Niksar ilçe merkezinde Melik Gazi Mezarlığı içindedir. Güneyindeki küçük tepenin eteğine inşa edilmiştir. Kareye yakın dikdörtgen planlıdır. Tek kubbeyle örtülüdür. Kubbeye geçiş Türk üçgenleriyle sağlanmıştır. Ancak kubbesi yıkıldığından Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce yapılan onarımda üzeri düz ahşapla kapatılmış, onun da üzerine alaturka kiremitli kırma çatı yapılmıştır. Kuzey cephesi tamamen kesmetaş kaplı olan yapının doğu, güney ve batı duvarında moloz taş malzeme ile tuğla da kullanılmıştır. Girişin bulunduğu kuzey cephede kapıdan başka simetrik yerleştirilmiş iki dikdörtgen penceresi yer almaktadır. Kapı ve pencere söveleri mermerden yapılmıştır.

Yapının iç mekânında sonradan yapıldığı anlaşılan sanduka bozulmuştur. Kubbeye geçiş sistemini oluşturan Türk üçgenlerinin hemen altında çok geniş bir ayet kuşağı üç yönde (doğu, batı, kuzey) duvarları dolaşmaktadır. İç mekânda başka süsleme yoktur.

Üzerinde kitabesi olmadığından inşa tarihini de belirleyecek çok açık bir bulgu da taşımadığından en azından günümüze gelmediğinden Türbenin kime ait olduğu ve tarihi bilinmemektedir. Ancak bilim adamları mevcut yapının mimari ve inşai değerlendirmesini yaparak ve mevcut tarih bilgilerini de göz önüne alarak, Danişmendlilerin kurucusu, Malazgirt savaşında Sultan Alparslan’ın emirlerinden Melik Danişmend Gazi’ye ait olduğu kabul etmektedirler.


MEHPERİ HATUN KERVANSARAYI


Anadolu Selçukluları döneminde İç Anadolu’yu Karadeniz’e bağlayan Sivas-Tokat-Amasya-Samsun/Sinop kervan yolu üzerindedir. Pazar ilçe merkezinde bulunmaktadır. Sultan Hanları plan tipinde açık ve kapalı bölümlerden oluşan bir yapıya ve kesme taş kaplamalı blokaj duvar sistemine sahiptir. Dış duvarlarına payandalar konularak kale görünümü verilmiştir. Açık bölüm kuzey bloğundaki odalarla, doğu ve batı yönde dörtgen ayaklara oturan ikişer revaktan ibarettir. Bugün üst örtüsü tamamen ortadan kalkmış olan kapalı bölümü iki sıra ayakla üçgene ayrılmış durumdadır. Abidevi taç kapısı, Anadolu Selçuklu klasik özelliklerini taşımaktadır. Taç kapı ile kapalı bölüm giriş kapısı üzerinde birer kitabe vardır. Kitabelerine göre yapı I.Alaaddin Keykubad’ın eşi ve hayırsever birisi olan Mahperi Hatun (Huand-Hunad) tarafından yaptırılmıştır.


TOKAT KALESİ


Tipik bir orta çağ kalesidir. Anaitis mezhebine bağlı Comana Pontica (Gümenek) yerleşim yerinde baskı gören Hıristiyan halk göç ederek 10 km batıdaki, bugünkü kalenin olduğu yere yerleşmişlerdir. Tabii yapısı ile savunmaya elverişli olup uzun yıllar Bizans İmparatorluğu’nun önemsiz bir yerleşim yeri olmuştur. Malazgirt Zaferi’nden sonra Türk hâkimiyetine giren kale (Tokat) önem kazanmıştır. Danişmendliler ve Selçukluların önemli kentlerinden biri olmuş, imar ve kültür faaliyetleri bakımından sayılı merkezler arasına girmiştir. Dışkale sur duvarları tamamen ortadan kalkmışken, içkale duvarlarının bir bölümü ayaktadır. Duvarlar ve üzerindeki yapı kalıntılarının tamamına yakını Danişmendli ve Selçuklu dönemlerine aittir. Ortaçağ kalelerinin vazgeçilmez unsuru olan suyolu Tokat kalesinde de var olup, ağız kısmına kadar dolmuştur.


ALİ PAŞA HAMAMI


Tokat İl merkezi, GOP Bulvarı üzerindedir. Ali Paşa külliyesinin bir yapısıdır. Ali Paşa, Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu Şehzade Beyazid’in damadıdır. Beyazid babasına isyan ettiği için öldürülmüş, damadı Ali Paşa da II. Selim zamanında Söngüt Çayırında (Söngüt Köyü) idam edilmiştir.

Kadın ve erkek bölümlerinin bulunduğu yapı, çifte hamam tarzında olup klasik Osmanlı hamam mimarisinin tüm özelliklerini taşımaktadır. Tamamen kesme taştan yapılmıştır.


ZİYARETÇİ SAYISI:()
Her Hakkı Saklıdır. © 2009 ahmetkasap.com Created By AtılımMedya
AtılımMedya Webtasarım geliştirme ekibi
Bahçelievler / İSTANBUL